menu
  • My Page

    İklim Değişikliği…

    Tehdit mi? Fırsat mı? Yoksa yine hiç bir şey değişmeyecek mi :)

    Learn More

    İklim Değişikliği...

    İşte insanları söğüşlemenin yeni ticari yolu. Sistemin arayıp da bulamayacağı bir fırsat. Önümüzdeki yıllarda servet yapmak isteyenler bence bu fırsata yatırım yapsınlar. Sonra kazançlarını yaşanmaz hale gelecek dünyamızda bol bol harcayabilirler :)

    İsveçli bir kız bulmuşlar 16 yaşında; Greta Thunberg, trajik bir şekilde konuşturup duygu sömürüsü yapıyorlar: Ne diyor; “Benim çocukluğumu çaldınız. Protesto yapmak yerine okulda olmam gerekiyordu". Aynen katılıyorum, çünkü iyi bir iklim bilimci olabilmek için on yıldan fazla okumak-çalışmak gerekiyormuş...

    Her neyse, kısa zamanda diğer ülkelerden çocukları da görmeye başlarız. Bakalım Türkiye'de kim akıllı davranıp bu işin öncüsü olarak parsayı kapacak…

    Bence mesele şu ki, bugün geçerli olan bencilliğimize ve tüketim arzumuza dayalı ticari dünya düzenimiz, sebebi olduğu bu İklim Değişikliği meselesini çözemeyeceği gibi, durumu dramatize ederek insanları söğüşlemeye devam etmenin yollarını da arayacaktır. Hatta bu yolları bulmuştur. Ve hatta yürürlüğe de koymuştur. Greta Thunberg üzerinden gösterime sokulan "show"un ticari değerinin milyonlarla ölçülebileceğinden kimsenin şüphesi olmadığına inanıyorum.

    Ama haksızlık etmeyelim, kanı canı olmayan bir sistem tüm bunlardan sorumlu olamaz her halde. Şüphesiz ki asıl sorumlu bu sistemi işler tutmayı tercih eden insanlar, ve onlar da aslında dünyamızı koruyabilmek için değil, kendi tüketimlerini devam ettirebilecek bir dünyaları olabilsin diye iklim değişikliğini önlemek istiyorlar. Yalnız anlamadığımız şey şu; çıkarlarımızdan ve tüketmekten vaz geçip, doğanın efendisi değil de bir parçası olmayı kabullenmediğimiz sürece pek bir şey değişmeyecek gibi görünüyor. Daha anlaşılır bir şekilde söylemek gerekirse; o güzel ayakkabıyı almaktan veya o güzel arabaya binmekten vaz geçmedikçe pek bir şey değişmeyecek. Bu sistemin hediyeleri bu oyuncaklarsa, bedeli de bu iklim değişikliği. Her şeyin bir bedeli var. Yerse...

    Paradoks şu ki: insan arzu ve ihtirasları üzerinde temellenmiş faydacılık ve ticaret üzerine kurulu sistemimizin, iklim değişikliğini önlemek adına kendi bekasına halel getirecek bir girişimde bulunarak intihar etmesi beklenemez. Tıpkı iklim değişikliğini önlemeyi de kendi tüketimini sürdürebileceği dünyasının devam etmesi şeklinde bir fayda olarak gören insanların, gereksiz lükslerinden vaz geçmek yerine bu sorunu çözmek uğrunda başka problemlere de yol açmamasının beklenemeyeceği gibi.

    Ama bu noktada unutmamamız gereken şöyle bir şey var; aslında problemler İnsan ırkının tarihçesinde "Gelişmenin Yakıtı” olagelmiştir. Her ne kadar bu "Gelişme" kavramı tartışmaya açık ise de… Ve eğer ben biraz tarihimizden ders çıkarabiliyorsam, İnsan ırkının arzularından ve ihtiraslarından vaz geçip yeşil-mavi güzel Dünya’mızı rahat bırakmaktansa, Mars gibi çöllerle kaplı bir gezegene gidecek teknolojiyi geliştirmeyi tercih edeceğini tahmin edebilirim. Bu güzel dünya, bugüne kadar İnsan'ın arzu ve ihtiraslarını tatmin etmeye yetmemişse bundan sonra da yetemeyecektir.

    Fakat ne kadar uzun sürecek olsa da, ilkesel olarak, tatminsizliğimiz yüzünden Evren’i sonsuza dek kendi faydamıza kullanıp pisletmek gibi bir lüksün (çünkü İnsan-Merkezci kafa yapımızla bir şeyi ne olursa olsun sadece kendi faydamıza kullanmak demek, diğer her şeyin olası faydalarına zarar vermek demek olacaktır.) bir gün mutlaka sona ermesi gerektiğini kabul etmemiz gerekir. Dolayısıyla bu sorunu sakız gibi uzatıp sonsuza kadar ertelemek yerine ne kadar erken bir çözüm üretebilirsek, bu çözüm aslında kısa vadeli ve bencil çıkarlarımız yüzünden sürekli ertelediğimiz “Hepimizin ve her şeyin uzun vadeli çıkarı"na katkı sağlayacaktır.

    Sözün özü şu galiba; iklim değişikliğini önlemeyi veya yaşadığımız evrenin duvarına pislemekten vaz geçmeyi kendimiz için, yani “Evrenin Efendisi İnsan!!!”ın bekası İçin istemekten vaz geçmedikçe bu işi halledebileceğimizi pek zannetmiyorum.

    Doğadaki düzen ne kadar kırılgansa, arzu ve ihtiraslarımız da aynı ölçüde tüketimimizin kısılmasına razı gelemeyecek kadar hassas.

    İşte paradoks burada: Bu kör kuyudan tüketimi kısarak değil, ancak yeni bir değerler sistemi yaratarak çıkmamız mümkün diye düşünüyorum. “Ben” yerine “Herşey” diyebilmemiz gerekiyor artık. Yoksa sonsuz uzayın yaşadığımız coğrafyasında şu sıralar var olmak için “İnsan"ı ve diğer canlıları kullanıyor olan "Evrensel Zeka ve Sevgi" kendisine akacak yeni yataklar bulmak için daha bütüncül alternatifleri gündeme getirmeye başlayacaktır.

    Bu konuda pek zorlanacağını zannetmiyorum, çünkü kaynakları da, zamanı da sonsuz görünüyor...

  • My Page

    Şuradan, Buradan Ortaya Karışık

    Learn More

    ……….

    Kendini kendinden çekip çıkartmak, kılıcı kınından azad etmek ne kadar da zor !!!

    ……….

    Sadece gerçeklerle yaşamak… Ne büyük israf !!!

    ……….

    Doğru cevaba ulaşabilmek için, önce doğru soruyu sormak gerekir… Hayatın seni cevaba götüren o doğru sorunun ta kendisi olmasın sakın!!!

    ……….

    Kimsin sen ? Aynada gördüğün şey mi ? Yoksa ona bakan şey mi ?

    ……….

    Gereksiz yükleri taşımaktan vazgeçtiğin hafif bir hayat, Olduğun gibi görünebildiğin bir eş, Maddi-manevi borç takmayan dostluklar, Güneşle doğan neşe ve yağmurla inen hüzün, Üzerine pisleyen martının hediyesi mizah, Bakması bedava envai çeşit güzellik, Kaslarında hayatın uzantısı yerinde duramayan bir sevinç, Ve en kutsal görevini yerine getirmiş olmanın gururu bir iki tane evlat…

    Daha ne isteyebilirsin ki !!!

    ……….

  • My Page

    Learn More

    Zamanda yolculuk etmeye değer mi ? Aşk mı bizim için var, yoksa biz mi onun yakıtıyız ? Hayatın gittiği bir yer var mıdır, her şey tamamına erer mi ? Sonsuz bir varlığın yavruları sonlu olabilir mi ? Tanrıya giden yol aşkın tünelinden mi geçiyor ? Sadece gerçeklere inanarak yaşamak israf mı, yoksa Hayalgücü öncü birliğimiz, Rüyalar da içerideki muhbirimiz olabilir mi ? Bir aşk ne kadar garip olabilir ? Tanrıya şantaj yapabilir miyiz ?

    Bu gibi düşünceler zihninizi ateşliyorsa…

    Pek yakında

    Görüşmek üzere…